Allah Allah, nerdeyim ben?

İsveç’te 10 ayın ardından Umeå’da geçen günler, vedalar, Alice’in bıraktığı iz, REAL labındaki ilk staj, fizik ve müzik arasında kalan bir ruh hali… Kışın sertliği, yalnızlık, öğrenmek, unutmak ve hayata yeni bir lensle bakmak üzerine kişisel bir yolculuk.

S
Suyan Alara Abacı
18 Haziran 2026•
52

Merhaba Değerli Dostlarım,

İyisinizdir inşallah. Ben iyiyim. Yaz gelemedi henüz buralara. Neler oldu peki geçtiğimiz günlerde?

Umeå tekrardan iskelet ve kemik formuna geri dönmeye başladı. Uğurladıkça uğurladım… Karınca yuvasına adım atar gibi tırmanmaya başladı hüzün tırnaklarımdan ellerime.

Alice gitti, tabii karıncalar da beyne vurdu. Alice benim için çok değerli bir ruhtu. Ruhumun kuyuya düştüğü bir dönemde bana güneş ışığı oldu. Hayatı yaşayış şekli bana inanılmaz bir belgeseli izlemek üzere oynat tuşuna basma veya anonim bir şarkının "Aa, bu şarkı da neymiş" dedirten anına götürdü.

Gitti ama zaten o kadar içimde ki gitmemiş gibi!!

Görsel: Alışveriş Sepetiyle yatak süngeri taşımak tır..

Sonra efendim, dün ilk defa resmi olarak bir staj yapmaya başladım. REAL labında, upuzun attosaniye beamleriyle birlikteyim. Kendi deneyimi yapacağım. Dün sürecin ortasında uyuyakladım ofiste. Aynı anda taşınıyorum da, Allah kahretmesin, yatağım da yok.

Sonra Fizik ile kavga ettik, soğuk savaş veriyorum şu an. Müzik adeta bir metres gibi girdi aramıza. Aslında hiç aramız açılmamıştı önceden, müziği ve yazmayı da arkadaş olarak görüyordum. Gençlik enerjisi sanırım.


10 aydır İsveç'teyim. Dile kolay, neler neler öğrendim, neler neler unuttum...

Büyük bir trafik gibiydi İsveç'e taşınmak benim içimde. İlk defa yurt dışına çıktım (3 günden fazla). İlk başta ne olduğunu anlayamadım. Allah allah, nerdeyim ben?

Ardından biraz gezdik, sevdik sevdalandık, kör düğümle bağlandık. Bir grup kurduk, kendi şarkımıza başladık, keyif kine keyif. Sonra Türkiye'de konsere geldim. Troubadour usulü ama ha. (Usulü imiş ben usülü sanıyordum ah ah)

Sonra bir baktım katı hal fiziği ve istatistik fizik derslerimin sınavı var, hayatımda ilk defa bir sınava girmedim. Kötü bir dönemdeydim, ardından 1 ay kendimi bu derslere adadım. Mutlu son... Bütler geçilmek içindir, hay hayy!


İsveç'te hayat 10 yaşındaki Suyan'ın, 20 yaşındaki Suyan'ın yaşayacağını düşündüğü gibi ilerliyor. Okulda yalnızca üç not var: "G, VG, F" (İyi, pek iyi, ı ıh).

İnsanlar her şeye çok basit yaklaşıyor. Bu benim maksimalist kültür anlayışımı tabii ezip geçti. Kurduğum her bağın içinde hissettim kazağımın iplik iplik sökülmesini.

Beynime format gibi bir şey atıldı. Ama işin garibi, Türkiye'ye döndüğümde her şeyi çok daha net görmeye başladım. Sanki yeni bir lens almış gibiydim kendi ruhuma.

Polonya'ya uğrarken 1. dönemin bitişinde (Başak Karataş hanfendiyi ziyaretimde), bir kamera dostum bana eşlik etti. O kamera ile yansıtmaya başladım bu lens değişikliğini. Kendime baktım; Allah allah, ben böyle görebiliyormuşum hayatı dedim. Güzel oldu, memnun kaldım bu alışverişten.


Kış… Kış bir facia idi… -25 derecede acılar içinde kıvranan vücudum bir de güneş göremeyince, farklı bir katman sardı bu sefer başımı. İnceliklerle beslenen ruhum hüznü de kalibre etmeye başladı.

Zaman yalnızca 3 saat idi. 3 saat belli belirsiz kendini bile göstermeyip elçisini gösteren güneşin o asalak gölgesinde yaptım yapabileceğimi.


Böyle karmakarışık bir özet işte.

Canım abimin bana doğum günü hediyesi olan bu yeni web sitemin hayırlı olsununa geldiğiniz için fazlasıyla teşekkür ederim.

Sağlıcakla Kalın

Hayat Memat Meselesi
S

Yazar

Suyan Alara Abacı